| | Üretsiz Blog oluştur

Rapkolik RApciler

Rap çilerin Bilgi Alması Ve Yorum yapması için bir yer

Undereground Tarihi

Undereground Tarihi
UNDERGROUND


Underground oluştaki zincirin en önemli halkası bugün sadece Barikat’ta var; ve bu da onları diğerlerinden bir adım öne çıkarıyor. (Murat Beşer–Müzik eleştirmeni–Time Out İstanbul-2002)


UNDERGROUND'IN TARİHİ


UNDERGROUND'U TANIMLAMA DENEMESİ (sözcük'ten yazın'a)

BATI'DA Kronos'un üç oğlu dünyayı paylaştıkları zaman, kardeşlerin en acımasızı olan Hades, karısı Persephone ile yeraltında hükümranlık kurunca, yeraltının yüzlerce yıl sürecek yazgısı da belirlenmiş oldu. Mitosların egemenliğindeki dünyada yeraltının anlamı yüzlerce yıl önce şekillendi.

Orası, sert ve zalim bir Tanrı'nın yönetimi altında bulunan, gölgeler halindeki ölülere terk edilmiş, her gireni kabullenen, ancak insanı bir kez içeriye aldı mı, bir daha dışarıya bırakmayan, acımasızlığın hüküm sürdüğü bir sırlar alemiydi.

Daha sonraları yeraltı bir kaçış yoluna dönüştü. Yaşadıkları ya da maceraya atıldıkları şehirlerin kanalizasyonları, yeryüzündeki tehlikelerden kaçarken roman kahramanlarına yardımcı olmamaya başladı. Yeraltının bir kaçış yoluna dönüşmesi motifi özellikle yazında ve daha sonra da sinemada pek çok kahramanın işine yaradı. Kahramanlar şehirlerin kanalizasyonlarında peşlerine düşenlerden kaçıyorlardı. Kaçarken de, genelde üstleri, başları pisleniyordu. Pisliğe bulaşmış insan ya da pisliklerden kaçan insan, bunu gerçekleştirebilmek için pislenmeyi göze alıyor; bu da, sanatın romantik düzdeğişmecelerinden birini okura/seyirciye sunuyordu.

Yeraltı, Graham Greene'in romanından Carol Reed'in sinemaya uyarladığı, 1949 yapımı The Third Man (Üçüncü Adam) örneğinde olduğu gibi, bazen, yeryüzündeki olayların çözümlendiği, kötülerin cezasını bulduğu, adaletin gerçekleştiği bir uzam; bazen de, Andrzej Wajda'nın 1956'da çektiği Kanal adlı filminde olduğu gibi kurtuluş umuduyla girilen ve gitgide tuzağa dönüşen bir uzam olarak değerlendirilmiştir. Ancak, daha sonra çeşitli korku ve macera filmlerinde yeraltı, tehlikelerle, korkunç, kötücül, gizil güçlerle, yırtıcı hayvanlarla veya fantastik yaratıklarla dolu bir uzama dönüştürülmüştür.

Amerikan İç Savaşı ise yeraltı sözcüğüne farklı bir boyut getirmiştir. İç Savaş sırasında, zenci kölelerin kuzey eyaletlerine kaçırılması işine 'Underground Railroad' (Yeraltı Demiryolu) adı verilmiştir. Oysa gerçek anlamda ne bir demiryolu söz konusudur, ne de yeraltı. Dolayısıyla, yeraltı sözcüğüne kendi dışında bir anlam yüklenmiş ve örgütler tarafından planlı bir şekilde gerçekleştirilen gizli kaçırmalar için kullanılmaya başlanmıştır bu sözcük.

Teknolojik gelişmelerle birlikte, yeraltı da gizemli, korkulan, karanlık bir yer olmaktan kısmen uzaklaşmış ve ulaşımda kolaylık sağlayan, şehir trafiğinin yükünü azaltan, işlevsel bir uzama dönüşmüştür. Ancak, teknoloji ile koşut olarak artan iletişimsizlik, sonuçta Denys Arcand'ın yönettiği Kanada-Fransız ortak yapımı olan 1989 yılında gerçekleştirilmiş Jesus of Montreal (Montrealli İsa) örneğinde de görüleceği gibi, yeraltını iletişim kurulmaya çalışılan bir uzama dönüştürmüştür. Bu filmde, tiyatroda canlandırdığı İsa rolünü hayatına geçiren genç yönetmen, ölmeden az önce, bir metro istasyonundaki insanlara yönelerek, onlara hayatın bazı değerlerinden söz etmeye, onları uyarmaya ve onlarla iletişim kurmaya çabalamaktadır. Ayrıca günümüz sinemasında, bazı filmlerde, yeraltı, sapık katillerin dolaştığı, birtakım çıkar hesaplarının çözüme ulaştırıldığı, karanlık güçlerin egemenliğindeki bir uzam olarak da sunulmaktadır.

Genelde olumsuz özellikleri ön plana çıkarılarak kullanılan yeraltı sözcüğü, İkinci Dünya Savaşı ile birlikte daha çok politik bir içerik kazanmıştır. Yerleşik düzeni, hükümeti veya bir ülkeyi işgal etmiş olan askeri kuvvetleri devirmek, bozguna uğratmak için oluşturulan örgütlerin faaliyetleri yeraltı sözcüğü ile tanımlanmıştır. Dolayısıyla, yeraltı sözcüğü politik bir içerikle birlikte, var olan egemen güçlere karşı yürütülen gizli eylemlerin planlanması ve gerçekleştirilmesi anlamını da kapsamıştır. Tıpkı İç Savaş Amerika'sında olduğu gibi, yeraltı sözcüğü bir uzam adı olmaktan çıkarılmış, simgesel bir anlama ulaştırılmıştır.

Yeraltı, tarih boyunca, ölüler diyarı, kaçışın gerçekleştirildiği yer, direnişin nüvesini barındıran yer, yeryüzündeki iki bölge arasında kalan geçiş yeri veya geçit, karanlık çıkar hesaplarının görüldüğü bölge gibi çeşitli yüklemelerin yapıldığı bir uzam olagelmiştir.

Zaman içinde, özellikle de 1950'li yılların ortalarından itibaren, egemen kültürel yapıyı reddeden altkültürlerin tümü yeraltı tanımını üstlenmeye başlamıştır. Böylece, tanımın kapsamı da gitgide genişlemiştir.

Yeraltı sözcüğü sanat olarak değerlendirilmeye başlandığında, bu sözcük, 'egemen olana karşı durmak' gibi simgesel bir anlamı da üstlenmiştir. Underground sanatın doğuşu da insanların gönüllü olarak bulunduklarını kabullenmeleriyle gerçekleşmiştir. Önceki dönemlerde, yeraltına gidişi Orpheus örneğinde olduğu gibi, yeraltında bulunan bir şeyi elde etmek amacıyla ya da kaçış ve direniş için zorunlu olarak gerçekleştiği halde, artık insanlar tamamen gönüllü olarak simgesel bir yeraltına inip sanatlarını gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar.

Zamanla underground, bazı totaliter ülkelerde açık açık yayımlanması yasaklanan eleştirel yazıların bulunduğu, el altından dağıtılan dergi ve gazeteleri kapsamına alan; ya da ABD gibi ülkelerde çok sınırlı bir dağıtım ağına sahip dergileri devrim, ırkçı azınlıkların nedenleri ve solcu politikalar üzerine kuran çalışmaları bünyesine alan bir yapıya dönüştürülmüştür.

Sinema alanında, tecimsel film endüstrisinin dışında üretilen ve dağıtım yapılan; genellikle yapımcılığını, yönetmenliğini, senaristliğini, görüntü yönetmenliğini ve kurguculuğunu aynı kişinin yaptığı, yönetmenin sanatsal tutumunu yansıtan ve tecimsel filmlere kıyasla gerek biçim, gerekse teknik ve içerik yönünden daha özgür filmlere underground film denilmiştir. 16 ve 8 milimetrelik kameralarla gerçekleştirilen bu filmler, onlardan önceki filmlere kıyasla çok deneysel, açık veya ezoterik olarak kabul edilen filmlerdir. Andy Warhol'un çeşitli filmleri, Luis Bunuel ile Salvador Dali'nin Un Chien Andalou (Endülüs Köpeği-1928) gibi filmleri bu kategoride değerlendirilmektedir.

Müzik alanında, ilk ortaya çıktıkları dönemlerde altkültürlere hitap eden, daha sonra yaygınlık kazanan ve genel kabul gören metal, trash, punk gibi müzik tarzları underground kapsamında sunulmaktadır.

Resim ve yontu alanlarında ise pop-art ile koşut olarak değerlendirilen bir underground kavramından söz etmek mümkündür. Tiyatroda ise yerleşik kalıpların dışında kalan, metinden çok harekete ağırlık veren, 'gösteri' özelliği ağır basan, sınırlı sayıda ve ilgilenen seyircilere yönelen, seyircisini uyaran, irkilten, hatta tiksindirmeye gayret gösteren çalışmalar underground kapsamında değrelendirilmektedir.

Yazın alanında, underground özellikle Beat kuşağı sayesinde hak ettiği ilgiyi görmeye başlamıştır. William S. Burroughs'un 1953'te yazdığı Junky (Canki) adlı roman Beat kuşağının bir önsemesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Yazarın eroin konusundaki deneyimlerini aktardığı ve kendini bir denek olarak sunduğu bu roman, her cankiye underground denemeyeceğini göstermesi ve kanıtlaması açısından ilginç bir örnektir. Sonraki dönemlerde de Beat kuşağından çıkan çeşitli yazarlar underground yapıtlar vermeyi sürdürmüşlerdir. Underground olarak kabul gören yapıtları değerlendirdiğimizde, bu yapıtlarda genel olarak şu ortak özellikleri saptamamız mümkündür:

1) 'Egemen olan'a 'baskı'ya başkaldırır.
2) 'Yasal olarak kabul görmüş olan'ın ötesine geçer.
3) 'İrkiltici olan'ı benimser, içerir.
4) 'Deneysel olan'ı ön plana çıkarır.
5) 'Doğaçlama', 'eşzamanlılık', 'kesme', 'kolaj' tekniklerinden sık sık yararlanır.
6) 'Çeşitliliği' benimser.
7) 'Yabancılaşma'yı temel alır.
8 ) Toplumda egemen olan kültür yapısına başkaldırır.
9) 'Pikaresk öğeler' içerir.
10) Altkültürlere ağırlık verir.

Underground yapıtlar, yazındaki yerleşik kurallara karşı çıkarak başkaldırılarını gerçekleştirmişlerdir. Bu karşı çıkışları üç noktada özetlemek mümkündür:

1) İçerik olarak karşı çıkış:

Uyuşturucu kullanımını, farklı cinsel tercihleri, hayatın çoğunluk tarafından görmezden gelinen 'öteki' yüzünü, dışlanmış insanların hayatlarını, yoksulluğun 'öteki' yüzünü, göreceliliğin derin anlamını, totaliter veya kapitalist düzende iyiden iyiye hiçleştirilenleri konu edinirler. Bunlardan biri veya birkaçı ya da hepsi birden bir yapıtın içinde işlenir, değerlendirilir. Genelde, eleştirel bir bakış açısı söz konusudur.

2) Biçim açısından karşı çıkış:

Klasik ve yerleşik anlatım biçimlerine karşı underground yazarlar, biçim açısından karşı çıkışlarını farklı tekniklerle gerçekleştirirler. Doğaçlama parçaları akan metnin arasına yerleştirerek anlatıyı kesintiye uğratırlar. Birbirinden farklı ya da birbiriyle pek ilgisi olmayan motifleri peşpeşe dizip anlatının akışını bozarlar. Farklı zaman dilimlerini, gerçeklik algılarını ve halüsinasyonlara gerçekleri içiçe geçirerek, karıştırarak anlatıda değişik bir boyut yakalamaya çabalarlar. Nesneleri deformasyona uğratıp, okurun bildiği nesneyle kendinin yarattığı ya da kurduğu nesne arasındaki farklılıkları belirgin kılarak okuru yabancılaştırırlar. Kimi underground yazarlar da farklı anlatı tekniklerini birarada kullanıp, yapıtlarını kendilerinin üzerine inşa ederler. Bu tür yöntemlerle alışıldık biçimsel kalıpları kırmaya çalışan yazarlar genelde cesur deneysel arayışlara girişmişlerdir.

3) Dil açısından karşı çıkış:

Daha önceki dönemlerde yazın alanında rahatlıkla kullanılmayan birtakım sözcüklerin ve sokak dilinin yazında önem kazanması, underground yazarlar sayesinde gerçekleşmiştir. Ancak bu dil özellikleri daha sonraki birtakım yazarlar tarafından doğrudan pornografik sahneler yaratmak için kullanılmış ve asıl amacından saptırılmıştır. Sözcükler 'irkiltici olma' işlevini yitirmiş, 'tahrik etme' amacıyla kullanıldıklarını belli eden bir yapıda 'yoksullaştırılmış'lardır. Sokak dilinin kullanılması ve çeşitli azınlıkların bildik sözcükleri farklı anlamda kullanmaları özelliklerinden yararlanılması da underground yazına değişik bir çeşni getirmiştir. Underground yapıtların geneline baktığımızda, sık sık düşülen tuzakları da gözardı etmememiz gerekir. Underground kavramı, ilk anda pornografiyi, kitsch'i çağrıştırdığı için, genelde pornografik ürünleri ve kitsch ürünleri underground olarak değerlendirmek hatasına sık sık düşülmektedir. Underground, 'pornografik olan'ı içerebilir ya da 'kitsch estetiği'nden veya 'katışıklılık estetiği'nden yararlanabilir. Ancak, bu da, her underground yapıtın pornografik veya kitsch olmasını gerektirmez.

Burada, çok önemli olan ve sık sık karıştırılan bir başka durum da kitsch ve kötü kategorileri arasında ortaya çıkmaktadır. Günümüzde, kötü ürünleri de kitsch diye niteleme eğilimi söz konusudur. Oysa kitsch, çok sık kullanılmış ve alışılmış, basit, sıradan motifleri içeren, mesajını en basit şekilde alıcısına ileten, düşük düzeyde ve kaba bir estetik anlayışa sahip olan ürünlere verilen addır. Kötü ise hoş olmayan ve her türlü estetik tutumu reddeden, iler tutar tarafı olmayan, bayağı ürünlere verilen addır. Kötü bir ürünle karşılaşıp da, bunu kitsch diye nitelendirmek, kitsch'e yapılan bir haksızlık olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla, kavramların fazlasıyla içiçe geçtiği, karıştığı günümüzde bazı kategorileri birbirlerinden ayırırken ve bir yapıtı değerlendirmeye çalışırken dikkatli olmamızın gerekliliği ortaya çıkmaktadır.

TÜRKİYE'DE

Anadolu'da, yeraltı sözcüğü hep karanlıkla, bilinmeyenle, korkuyla ve ölümle özdeşleştirilerek kullanılmıştır. Hititler'de yer altı, suçluların gittiği yerdir. Sürgülü yedi kapısı bulunan, acımasız bir devin beklediği karanlıklar ülkesidir. Hititler kimi zaman ölüleri yakmışlar ve yeraltı bekçilerine bu ölülerin küllerini sunmuşlardır.

Yeraltı, Anadolu'da olumsuz çağrışımlarıyla kullanılmıştır. "Yere batasıca!", "Yerin yedi kat dibine geçesice!" gibi ilençlerin yanı sıra, insan utandığında "Yerin dibine geçmektedir" adeta. İnsan, uzaktaki bir kişiyi özlediğinde ise, "Yeraltında olmasın da, dağ ardında olsun!" da bulur teselliyi. Bazı masallardaki kimi kötülükler de yeraltından kaynaklanır. Yerin yedi kat dibindekiler masal kişisinin işini zorlaştırırlar, hedefine ulaşmasına engel olmaya çalışırlar; ya da ceza olarak masal kişisini diri diri yerin altına gömüverirler.

Genelde kötücül anlamı ön plana çıkarılarak kullanılan yeraltı sözcüğünün kapsamı zaman içinde ülkemizde de farklılaşmıştır. Sözcük, yasadışı faaliyetlerde bulunan örgütleri, özellikle de çıkar hesaplaşmalarıyla tanınan mafyayı tanımlamak için kullanılmaya başlanmıştır. Yeraltı, kumar, fuhuş, uyuşturucu ve silah ticareti, adam kaçırma, yaralama ve öldürme, haraç alma gibi anlamları da içinde barındıran ürpertici bir sözcüğe dönüştürülmüştür. Yeraltı, aynı zamanda, hapishanelerden kaçan suçlular için de bir geçiş uzamı olmuştur. Dolayısıyla, şah iken şahbaz olan yeraltı sözcüğü, bir dönem ülkemizde sanat kavramından tamamen uzak tutulmuştur.

Günümüzde Türkiye'de genel dağıtım ağının dışında kalan, genelde bazı kitapçılarda bulunabilen, bazıları baskıyla, bazıları da fotokopiyle çoğaltılmış müzik ve yazın dergileri; bazıları da gönüllüler aracılığıyla yollarda satılan gazete ve dergiler underground kapsamında değerlendirilmektedir. Yine günümüzde öncü tarzda döşenmiş, altkültür ürünü müzikler çalışan uzamlar da underground adı altında sunulmaktadır. Genelde bu uzamlarda geçen hayatlara da underground denilmektedir. Görüleceği üzere, yazın ve müzik dışındaki bu yakıştırmalarda underground politik niteliğinden iyiden iyiye kopartılarak değerlendirilmeye başlanmıştır.

Yazın alanında nispeten politik niteliğini koruyan underground yapıtlarda ise dil açısından, sokağın dilinin yanısıra kabadayı jargonundan ve bıçkın ağzından sık sık yararlanıldığı görülmektedir. Underground olarak değerlendirilmesi mümkün olabilecek bazı yapıtların da, çeşni getirmek işlevinin dışında, neredeyse tamamen kabadayı jargonuyla yazılmış olması nedeniyle underground kategorisinden uzaklaştığı, ancak, yine de ısrarla underground olarak nitelendirilmeye çalışıldığı görülmektedir.

SONUÇ

Sonuç olarak, günümüzde undergroundun en net biçimde, toplumda egemen olan kültür yapısına başkaldırması özelliğini koruduğu görülmektedir. Ancak, daha birçok özelliği bulunan undergroundun yalnızca bir özelliği ile eş tutularak anılması, bu kavramın sığlaştırılması ve rastgele her şeye underground denilmesi sonucunu da beraberinde getirmektedir. Batı toplumlarında yerleşik olan ve düzen tarafından kendini besleyen bir kısırdöngüye dönüştürülmesi gerçekleştirilmiş, bu nedenle de toplumsal yapı açısından 'zararsızlaştırılmış' ve 'evcilleştirilmiş' bir underground kavramından söz etmek mümkündür.

Türkiye'de ise, 1960'ların Amerika'sından ödünç alınmış, pek çok kavram gibi uçuşan, karmakarışık, başka kavramlarla karıştırılan ve birçok şey için rastgele kullanılan, 'başkalarından farklı olarak' anlamınca dilimize pelesenk olmuş underground sözcüğünden bahsetmek mümkündür. Belki de, bu durumda yapılabilecek en iyi şey, 'zararsızlaştırılamayacak' ve 'evcilleştirilemeyecek' bir underground anlayışını yakalamaya çabalamaktır.Birikim s.74, Haziran 1995 (Yazan: Özen Yula )


KAYNAKÇA

Beckson, K. ve Ganz, A. (1975), Literary Terms-A Dictionary, New York: Farrar, Straus and Giroux.
Eyüboğlu, İ.Z. (1987), Anadolu İnançları-Anadolu Mitolojisi, İstanbul: Geçit Kitabevi.
Maltin, L. (1990), TV Movies and Video Guide, New York: Penguin Books. Ltd.
Necatigil, B. (1988), 100 Soruda Mitologya, İstanbul: Gerçek Yayınevi.
Encyclopedia Britannica'nın 'Underground' maddesi.
 


ÖZEN YULA KİMDİR:

Özen Yula Eskişehir’de doğdu. Lise eğitimini ABD’de Oregon’da tamamladı. Hacettepe Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını Ankara Üniversitesi Tiyatro Anabilim Dalı’nda tamamladı. Bir süre New York’ta bulundu.

Oyunları İngilizce, Almanca, Fransızca, Bulgarca, Fince, Lehçe, Japoncaya çevrildi; turnelerle Almanya, Avusturya, İngiltere, Hollanda, Japonya, Mısır gibi ülkelerde sahnelendi.

Ay Tedirginliği ile sonuncu Bonn Bienali’nde ve Viyana’da "kontext:Europa" Festivali’nde Türkiye’yi yazar olarak temsil etti. Gayri Resmi Hurrem Berlin’de Tiyatrom Topluluğu tarafından sahnelendi; Bulgaristan’da okuma tiyatrosu yapıldı. Aşk Evlerden Uzak Lehçeye çevrildi; Polonya’da Dialog dergisinde basılıyor. Sahibinden Kiralık Sorbonne Üniversitesi’nde karşılaştırmalı çeviri olarak yapılıyor. Bir hikâyesi İngilizceye çevrildi; Kanada’daki Descant dergisinin Türkiye Özel Sayısı’nda basıldı. İki arkadaşı ile yazdığı Eksik Defter, Tuhaf Kitap İngilizce, Fransızca, Türkçe olarak basıldı; Lüksemburg’da satışa sunuldu. Şimdi İstanbul ile Ankara’da yaşıyor. Serbest yazarlık ve tiyatro yönetmenliği yapıyor

Yapıtları: Öykü: Öbür Dünya Bilgisi (1993); Kayıpkent Üçlemesi (1995), Buğuevi (1998); Arızalı Kalpler (2002), Tanrı Kimseyi Duymuyor (2005). Roman: Hayat Bir Kere (2000). Anlatı-Deneme: Jartiyer, Kırbaç ve Baby-Doll’ün Ötesindekiler (2001); Eksik Kitap, Tuhaf Defter (Birhan Keskin ve Tül Akbal Süalp ile beraber; 2004). Oyun: Toplu Oyunları 1 (Ay Tedirginliği-Dünyanın Ortasında Bir Yer, 1996); Toplu Oyunları 2 (İstanbul Beyaz, Rakı Rengârenk-Kırmızı Yorgunları-Gözü Kara Alaturka, 1998); Toplu Oyunları 3 (Gayri Resmi Hurrem-Sahibinden Kiralık-Yakındoğu’da Emanet, 2002); Ödülleri: Ay Tedirginliği oyunuyla 2001 Afife Jale Tiyatro Ödülleri’nde Cevat Fehmi Başkut En Başarılı Oyun Yazarı Ödülü; Arızalı Kalpler adlı kitabındaki "Mazi Taşıyan Trenler" hikâyesiyle Milliyet Ödülleri’nde 2001 Haldun Taner Öykü Ödülü Birinciliği; Gayri Resmi Hurrem oyunuyla Tiyatro dalında 2002 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü; Gayri Resmi Hurrem adlı oyunuyla 2004 Afife Jale Tiyatro Ödülleri’nde Cevat Fehmi Başkut En Başarılı Oyun Yazarı Ödülü; Kırmızı Yorgunları ve Gayri Resmi Hurrem adlı oyunlarıyla 2004 İsmet Küntay Ödülleri’nde En İyi Oyun Yazarı Ödülü; Gayri Resmi Hurrem oyunuyla 2004 Tiyatro Ödülleri’nde Yılın Yerli Oyun Yazarı Ödülü.

Mc Nedir ?

MC açılımı : Master of Ceremony (seremoni lideri veya orkestra şefi anlamına geliyor.)

Rap'te Şarkı sözünü yazan, şarkıyı söyleyen , rap stilini belirleyen, bass ve ritim ayarını müziğe uyduran kişilere Mc denir. Mc bölümlere ve yaptığı işlere göre gruplara ayrılır. Mc : Solisttir. Bildiğimiz MC şarkıyı söyler ve rap sitili düzenlemekle hükümlüdür. Aslında bu işi yapan kişiye ayrı bir isim bulunamadığından (freestyler gibi) Mc denilmiştir. Freestyle : Doğaçlama anlamına gelir kafana gelen her şeyi o anki ruh halinle birlikte kafiyeye uydurarak söylemendir.Bu işi yapan MC'lere FreeStyler denir. Raga : Tam bir anlamı yok Freestyle'ın daha hızlı biçimine denir Bu İşi yapan kişilere sokaklarda ragamuffin denir. Ragmuffin'in aslında raga ile alakası yoktur. Ragamuffin : pis çocuk anlamına gelir ve bu tabiri herkes kullanmaz. Genelde bu işi yapan MC lerin isimlerinin başına 'ragga' kelimesi getirilir. Örneğin 'Ragga Oktay' Compose : Beste anlamına gelir. Yeni şarkı sözleri yazmasının yanı sıra kendisi rap sitilini bulur ve bass , ritim öğelerine ayak uydurmak için bestede değişiklik yapar. Bu işi yapan MC'ye ise Composer adı verilir.

Freestyler, Raga, MC ve Composer hepsi MC dir ve farklı özellik taşır. Bir ragamuffin'e hadi Freestyle kapışması yapalım derseniz sizinle alay eder veya aynı şeyi bir composer'a söylerseniz bilmem diyebilir ama bu onların mc olmadığı anlamına gelmez. Bu arada Gruptaki DJ'lere de MC denilebilir. Çünkü onlar da müziğin yapımında rol oynuyorlar. ÖR/ Bomfunk MC's Bu arada Master Of Ceremony ile Master Of Compose' u birbirine karıştırabilirsiniz ama farketmez iki türü de MC denir. Piyasada MC kelimesinin açılımını yanlış yapanlar hatta yanlış yapan ve kendisini MC zannedenler olabilir. Bunlar yanlıştır. Master of sensation : topluluk efendisi (bir nebze yakın) Mic Check : mikrofon kontrol Microphone Controller : mikrofonu kontrol eden. Mic : mikrofon.

Hiphop Nedir ? Rap Nedir ?


« : Eylül 12, 2006, 03:57:45 ÖS »
 

Hip Hop Nedir??

Hiphop, 1970' li yıların sonunda Amerika' da ghettolardan çıkan zencilerin oluşturduüu bir kültürdür. Bu kültür Rap müziği, Graffiti sanatı, Break Dance ve Dj' liği içerir. Yani en geni tanımıyla Hiphop' u bir ağaca benzetirsek, Rap, graffiti, break dance ve dj' lik bu ağacın dallarını oluşturmaktadır. Hiphop bir müzik tarzı değil bir kültür, bir yaşam biçimidir. Bu yüzden piyasada duyulan "Hiphop müzik", "Hardcore Hiphop" gibi terimler yanlıştır. Yine aynı şekilde "Türkçe Hiphop" terimi yanlış, "Türk Hiphop" terimi doğrudur. Ilk türkce "hiphop" yapan grup alper aga ve kabus kerim´den olusan karakan grubudur.
Siyahi ve Latin Amerika kökenli Amerikalı gençler arasında yaygın bir yaşam biçimi , alt kültür ve popüler kültür.
Kavram genellikle bu yaşam biçiminin aynı adla anılan müzik tarzını akla getirir. 70'li yılların sonlarında ABD - New York'un Bronx ve Brooklyne semtlerinde doğmuştur.

Bazılarınca , gençliği depolitize etmek amacıyla özellikle yaratıldığı ve desteklendiği ileri sürülür. Gelir , eğitim ve kültür seviyelerin düşük olduğu Brooklyn ve Bronx gibi semtlerde doğması bu toplum sınıfının sisteme karşı tepkisi olarak da algılanabilir.




RAP NEDİR?.....

Rap bir müzik türüdür. Kökenleri 1970'lerin ghetto Amerika'sına dayanmaktadır. Amerika'nın varoş bazı eyaletlerindeki çetelerin birbirlerini islah amaçla buldukları hip-hop kültürünün müzik koludur.

Rap, 'rhitmic american poem' olarak açılabilir ve çoğunlukla muhalefeti susturmak anlamında kullanılmaktadır. Rap tempoları ve müzik uyumu çok önemlidir. Rap'i icra eden kişiye MC (Master of ceremonies'in kısaltması) adı verilmektedir. Dünyada ilk rap yapmış kişi King Tim III (Personality Jock)'dır.

Türkiye'de ise ilk rap grubu Karakan'dir. Bu grubun geçmişi 1986'lı yıllara dayanmaktadır. 1995 yılında televizyonlarda yavaş yavaş gördüğümüz Cartel bu akımın türkiyedeki öncülerinden olmuştur.

Türkçe rap 2000 senesinden sonra büyük bir gelişme gösterdi. Bircok grup ve rapper ortaya cıktı. Bunlardan birkaç önemli isim Sagopa Kajmer, Ceza ve Fuat'tır

Sagopanın En çok kullandığı kelimeler

Pers: eski farsça,irana dair.

Şua:Işık

Hüda:Allah,tanrı

Tenkit:Eleştiri


Basiretsiz: Doğru ve yerinde düşünemeyen.

Hattat: Güzel ve süslü yazı yazmakta üstad kişi.

Hilkat: Yaradılış.

Çaçaron:Çok konuşan çenesi düşük geveze kimse.

Feragat:Birşeyden kendi özgür iradesiyle vazgeçmek.

Sürmenaj:sürekli çalışan ve düşünen insanın beyin yorgunlugu.

Yakani: Yakmakta olmak.

Faraza:Ola ki,varsayalım.

Evliya-ı Rap: Rapin ermiş düşünürü.

Kalendar:takvim

Meşk: öğrenmek

Karaman oyunu:hile

Krater:derin çukur

FECİR:gün doğumu

CEMBİYE- kama,bıçak

CENK: savaş

SURET: yüz

ŞAİBE: kusur

REVAN: giden kişi

DERYA: deniz

SPEKÜLATİF: kurgusal

STAGFLASYON:artış

RABBENA:tanri-Allah

KERİME: kız evlat

KERTE: derece

MÜNZEVİ: tek başınalık süren,insanlardan kaçan

Rayiha:hoş koku

Şizofreni:kişinin gerçekliklerle olan ilişkisinin azalmasına yol açan ruh hastalığı.

Leyli: kalıcı,daim

Umar:çözüm,çare

Umur:aldırış,düşünce

Firari:kaçak

Umumi:genel

Hususi:bilinçli,

İdami:idam edilecek olan kişi,ölümünü bekleyen.

Kerahet:içki içme zamanı,alem vakti

Nükte:güzel söz

Sahabe:sahipler,birine sahiplik eden kişi.köle sahibi

Liyakiyat:layik,uygunluk (layik çoğulu)

Polijini:çok eşlilik,birden fazla eşinin olması.

Pir: eski masallardaki akıllı,düşünce gücü yüksek olan ak sakallı yaşlı kimse.

Tufan:nuha peygamber zamanında dünyayı sular altında bırakan yağmur.uzun süren yağmur.

Bad-Trip: Kötü,buhran hali.

Keramet:Şaşkınlık verici,olağan üstü olay


Meserret:Sevinç

Planet:İngilizcede gezegen manasına gelir.

Mubah:Günahı olmayan yapılması sakıncasız iş,oluş.

Mülakat:Söyleşi.

Şad:Mutlu

Big-bad trip:Çok bunalım trip.

Zelil:Hor görülen,aşağılanan

Taponeğersiz,önemsiz.

Orostopolluk:Akıllıca düşünmek/argoda kalleş.


Sari:diğerlerini etkileyebilen

Muhrip:Talan eden,yikan,yıkıcı,ezici.

Art:İngilizcede sanat manasına gelir.

Maraz:Hastalık,problem

Gaf:yersiz davranış

Secere:Layık,hak

Nekre: gülünç şeyler anlatan kimse.

Mars:tavla da farklı galibiyet.

Fobia:Korku,fobi.

Deep Freeze:halk dilinde difriz,derin dondurucu.
Şua:Işık

Hüda:Allah,tanrı

BEŞUŞ:SIRITIK

Bedevi:Göçebe

İfrit:Şeytan

Şad Olmak:Mutlu olmak

Basiretsizoğru Ve yerinde düşünemeyen

Muhrip:Talan eden

Rabbena:Hüda:Tanrı

TAponeğersiz
__________________
FénéRbahÇéMm....

Rapçi olmak

rap dinleyici olmak anlamını taşır. bazen rap yapan kişiye de denir. rap yapan kişiye mc * * * denmesi daha hoş olur. *

rapçi olmak, zincir takıp pantolonu düşürüp "oo çek diz auuud" demek değildir. rapçi olmak için rap müzik dinlemek yeterlidir. pantolonu düşürmek komikse ayrıca, daracık pantolon giymek de
* komik duruyordur kimilerine göre. zevk meselesidir, tarz meselesidir. karşımamak lazımdır. hı tabi, bunu * "hava" olarak görenlerin kafasına balık atmak suretiyle akıllarını başlarına getirmek caizdir efendim.
ra

Küfürler Argo Laflar

Arkadaşlar Lütfen Blog İçinde Küfür Etmiyelim Edendelerin Yorumu Silinecektir >>>

Tanışmak

Ceza , Sagopa , Ayben , Fuat , Sansar bu siteye girerseniz Lütfen oguzhan@rapstar.rap adresini ekleyin Yaşım küçük ama rapleri faln iyi söylüyorum

Alın Size msn ADresim

oguzhan@rapstar.rapra 

Ey Yeni Nesil Rapci Olmak İsteyenler

1 metalcil lerle pop cularla rockcılarla takılmıcan

2 sagopa kajmer dinlicen hiç olmassa ceza dinlicen

3 metalcileri gördünmü kovalıcan

4 bol giyincen

5 Bu siteye üye olcannnnnnnnnnnnnnnnnn